nIpz. İslamiyet’in ilk yıllarında hastalıkların tedavisi ve onlardan korunma, genellikle ruhi ve manevi yolla yapılmış, tılsımlar bu yolda önemli bir işlev üstlenmişlerdir. Hz. Muhammed’in büyüyü yasaklamakla birlikte muska kullanılmasına, nazara, yılan ve akrep sokmasına ve genel olarak hastalıklara karşı nefes etmeye okuyup üflemeye izin verdiği bilinir. Tılsımlar yüzyıllar boyu çoğu insanın çaresizliğine çara olmuş, güçsüzlüğüne güç vermiş, belki de kimilerinin yalnızlığına dost aramak için sığınıp nefes aldığı, koruyucu gücünün altında kendini güvende hissettiği bir korunak görevi üstlenmiştir. Tılsımlı mühürler, üzerine vefkler, koruyucu ve uğur getirici olduğuna inanılan çeşitli kelimeler, dua, sure ve ayet de kazınmış bir tür muska özelliğindedir. Bunların çoğunda da gerçek yardım ve şifanın Allah’tan geleceği ile ilgili ayet, hadis ve ifadelere rastlanması her ne kadar olağanüstü güçler harekete geçirilecekse de istenen sonuca ulaşmanın ancak Allah yardımı ile olabileceğinin unutulmamasının istenmesindendir. Bir başka söylemle, dinden güç alınarak dine karşı olunmadığı, aksine dini öğelerle de desteklenerek güçlerinin arttığı sonucuna varılabilir. Formları bakımından çeşitlilik gösteren tılsımlı mühürlerde, besmele, nazar ayeti, Allah’ın kimi sıfat ve isimleri, dört büyük melek, Ashab-ı Kehf’in isimleri sıkça karşılaşılan unsurlar olmasının yanı sıra harfler, rakamlar, cin adları ve özel işaretler de üzerinde kullanılanlar arasında bulunmaktadır. Yine bu mühürlerin üzerindeki ayni düzenlemelerin seri üretimle yapıldığı göz önüne alınırsa da bir anlamda matbaanın yaygınlaşmadığı dönemde tılsımların çoğalmasında önemli bir görev üstlenmiş oldukları görülmektedir. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde İstanbul mühürcü esnafından söz ederken mühür kazıcılarını üç bölümde anlatmaktadır. Şifa ve tılsım için mühür kazıyanlar üçüncü bölüme girmekte olup, Evliya Çelebi bunlara Esnaf-ı mühürkünan-ı sim heykel unvanı vermektedir. Yine onlar hakkında “bunlar mühür tılsımat kazır, başka bir esnaftır, akik-i yemeniyi kazımazlar” diye bize tanımlamaktadır. Hastalık İlacı Şifa Tasları Tıp ilminin gelişmediği ya da çeşitli nedenlerle giremediği yörelerde insanlar, hastalıklara karşı kayıtsız kalamamışlar, bu nedenle belli dönemlerde bilimsel teknik ve tedavi yöntemleri yerine, içlerinde bulundukları toplumun inanış ve geleneklerine göre mistik, ilkel yöntemlerle hastalıklarla mücadeleye girişmişlerdir. İşte şifa tasları bu tarz ruhsal, moral tedavi yöntemlerinden birini gerçekleştirmek üzere kullanılmışlardır. Bunlar, çeşitli koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğuna inanılan, çeşitli ayet, dua, tılsımlı düzenlemeler vefkler rakamlar ve yazılar semboller, gezegen ve Zodyak kuşağı tasvirleri ile bezenmiş, genellikle madenden bakır, pirinç veya bronz ve bazen de pek az olarak topraktan yapılmış su taslarıdır. İnanca göre bu tastan su içen insanlar ve hatta hyvanlar koyun, keçi yakalandığı hastalıktan kurtulmaktadır. Çiçek hastalığında kullanıldığında çiçek tası, korkudan oluşmuş, kekemelik gibi hastalıklarda kullanıldığında korku tası olarak isimlendirildiği bilinmektedir. Çoğunlukla ülkemizde yapılmış olmaları, gerek biçimleri, gerekse içine ve dışına yazılmış yazı teknikleri bakımından açıkça anlaşılmasıyla birlikte, bazılarının Mekke ve Medine’den geldiğinin şüphesiz olduğu yine taslarda kullanılan biçim ve yazı tekniği bakımından ayırt etmekteyiz. Bu tasların üzerlerinde tarih olanların dışındakilere yaş belirlememiz oldukça zor. Bazı efsanelere göre bunların başlangıcı Müslümanlığın ilk yıllarına kadar inebilmekte. Bu efsanelerden biri şöyle Gayrimüslimler peygambere sihir yapmışlar ve peygamber bu sihirle gitgide zayıflamaya başlamış. Mescid-i saadete oturup hastalığını düşünürken Allah Cebrail aracılığıyla Peygambere seslenir “Ey Muhammed sen hastalığına çok üzülüyorsun ama hastalığın pek önemli değil, düşmanların sana sihir yaptılar. Bu tasa yazı yazıp su içilmeyen bir kuyuya atın. Bunu oradan tekrar çıkarıp şu ayetleri temiz bir su üzerine okuyarak o suyu iç, sihir bozulacaktır.” Peygamber denilenleri yaparak iyi olmuştur. İşte o zamandan bu yana ayetler tas üzerine yazılmaya devam etmiş ve günümüze kadar gelmiş. Bu efsaneden bir tarih çıkarmak bize bir yarar sağlamayacak olsa bile, gerçek olan bir şey varsa o da Kuran’dan alınan ayetlerin taslar üzerine yazılması. Bu da bu tasların İslamiyet’ten sonra çıktığını bize ispatlamakta. Şifa tasları form bakımından Türk hamam taslarına, dolayısıyla Gordion’da bulunan Frig taslarına çok benzer. Aralarındaki fark ise şifa taslarının içlerinin çiçek veya diğer şekillerle süslenmiş olmayıp ayetlerle bezenmiş olması. Bu tasların ortasında genellikle göbek kısmı bulunmakta, bu göbek içine konan suyun etrafa sıçramamasını sağladığı gibi tası elle tutarken parmağın kavrayacağı yer görevini de yapmakta. Yine şifa taslarına benzeyen sebil, hamamlarda kullanılan taslar olsa da bunların içlerinde ayetler yazılı olmadığı gibi çoğunun altı düzdür. Gelelim şifa tası kullanırken nelere dikkat edileceğine… Bunun da kendine göre kuralları var elbette. Bir kere su, herhangi bir su olmayacak; kıbleye karşı akan bir çeşmeden, gün doğmadan önce su alınacak, su alınırken köpeklerin görmemesine dikkat edilecek. Alınan suyun bir damlası bile yere dökülmeyecek ve son olarak da ayın ilk Çarşamba günü su alınırsa sonucun daha kesin olacağına inanılmış. Kimi zaman bu taslara normal suyun yanı sıra yağmur suyu hatta bal, pekmez şerbeti de konulduğu olurdu. Bal şerbeti konulmasının sebebi ise Kuran’daki “onda, balda insanlar için şifa vardır” anlamındaki ayet olsa gerekti. Tabii bu arada yöntemler yörelere göre değişiklikler göstermekteydi. Toplumların geleneksel inançlarıyla koşut giden bu uygulamaların tümünde bilgelik aramak ne denli sakıncalı ise onları büsbütün geçersiz saymak da o denli yanlış olabilir. Bu inançların bir kısmı sağlığa hiçbir katkıda bulunmaz ama önemli bir zarar da vermezler. Hatta kimi zaman o hastalık için bir şeyler yapılmış olması duygusu rahatlama getirir. Tabii ki bu rahatlamanın ancak yapılacak tıbbi tedaviyi geciktirmediği sürece zararsız olduğunun da göz önünde bulundurulması ve her durumda bilimsel kuşkuculuğun elden bırakılmaması kaydıyla. Kaynakça Acar, Şinasi. Tılsımların Gizemleri, Antik Dekor, s. 62, İstanbul, 2001 Aksoy, Osman. Şifa Tasları, Türk Etnografya Dergisi, s. 14, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1974 Masaracı, Yasemin. Halk Sanatında Nazar ve Şifa İnancı, Sanat ve İnanç Sempozyumu, Mimar Sinan Üniversitesi Not Bu yazı ilk olarak Collection dergisi 17. sayısında yayımlanmıştır. The following two tabs change content Yazıları İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümün Halı Kilim Eski Kumaş Desenleri Ana Sanat Dalı'ndan yüksek lisans diploması aldı. Birçok sergiye minyatür ve tezhip çalışmalarıyla katıldı. Bir süre desinatörlük ve grafikerlik yaptı. 1991 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Müzesi’nde danışman olarak başladığı müzecilik çalışmalarını, belli sürelerle müze araştırmacısı ve yöneticisi olarak sürdürdü. Birçok müze sergisinin projelendirme çalışmalarında bulundu. Sergi küratörlüğü yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Aşiyan, Atatürk ve Tanzimat müzelerinde envanterleme çalışmalarında ve sayım komisyonlarında görev aldı. 2005 ve 2007 yılları arasında yine İBB’ye bağlı olan Karikatür ve Mizah Müzesi’nin yöneticiliğini yaptı. Bu müzelerin koleksiyonları ve belediyenin müze çalışmaları ile ilgili ulusal ve uluslararası sempozyumlarda bildiriler sundu. Çeşitli yayın organlarında yazıları ve röportajları yayınlandı. Halen Şehir Müzesi yöneticiliğini yapmaktadır. Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği ,Collection Club üyesi olup, yönetim kurullarında çalışmaktadır. Muğla İl Halk Sağlığı Müdürü Uzman Dr. Mustafa Nuri Ceyhan, özellikle yaz aylarında fazla olan yılan ısırmalarına ve akrep sokmalarına karşı vatandaşları uyardı. Zehirli yılan ısırması ve akrep sokmalarının, çocuklar için öldürücü etkiye sahip olduğunu belirten Muğla İl Halk Sağlığı Müdürü Uzman Dr. Mustafa Nuri Ceyhan, vatandaşları çok dikkatli olunması gerektiği yönünde uyardı. Geceleri açık alanlarda kontrollü olarak ateş yakılmasını öneren Dr. Ceyhan, "Yılan ısırması ve akrep sokmalarından korunmak için akrep ve yılan yuvalarından, özellikle kaya, ağaç kovuğu ya da oyuklardan uzak durulmalı, halkımız kamp, piknik ya da çalışma alanlarında dikkatli olmalıdır. Otluk ya da sazlık arazide bebek ve çocuklar kesinlikle yalnız bırakılmamalı, bebek ve çocukların arazide çıplak ayakla gezmelerine ve kuş ya da diğer hayvan yuvalarına ellerini sokmalarına izin verilmemelidir. Arazi yürüyüşlerinde kapalı ayakkabı ya da bot giyilmeli, yerde uyumamaya özen gösterilmelidir. Yıkıntılar, kuytu yer ve çatlaklar, evlerdeki yüklükler akreplerin sık bulunduğu yerlerdir. Bu yerlere dikkat edilmelidir. Akrepler kesinlikle ele alınmamalı ve fazla olduğu yerlerde ayakkabı giymeden önce içerisine bakılmalıdır. Geceleri açık alanlarda kontrollü olarak ateş yakılmalı ve gece yürüyüşlerinde aydınlatıcı kullanılmalıdır" dedi. Dr. Ceyhan, akrep ve yılan sokmalarında karşı yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı "Hasta ve ısırılan organın hareketsizliğinin sağlanması, zehrin yayılımını yavaşlatır. Isırılan bölgenin sabun ve su ile bolca yıkanması gerekir. Akrep ve yılan sokmalarında yaranın üzeri temiz bir bezle örtülmeli, ısırılan yerin yukarısına sıkı olmayan, iki parmağın altından geçebileceği kadar sıklıkta bir bandaj uygulanmalıdır. Hasta derhal ve zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir." - MuğlaDemirören Haber Ajansı / Güncel Mustafa Nuri Ceyhan Muğla Politika Güncel Haberler Giriş14 Temmuz 2020 1010 Güncelleme14 Temmuz 2020 Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcaklıkların yükselmesiyle artan yılan ve akrep sokmalarına karşı vatandaşları ve akrep sokmasının tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Uz. Dr. Berna Öztürk, böyle bir durumda mutlaka hızlı şekilde en yakın sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini söyledi. Denizli ve İlçelerinde 2020 yılı başından bugüne kadar 174 kişinin akrep, 5 kişinin de yılan sokması nedeniyle hastanelere başvurduğunu belirten Öztürk, özellikle sıcaklıkların çok yüksek seyrettiği temmuz ve ağustos aylarının akrep ve yılanların aktif olduğu dönemler olduğunu ve bu aylarda kontrollü olunması gerektiği uyarısında bulundu. Öztürk “2020 yılına bakıldığında bugüne kadar İl Merkezi ve İlçe hastanelerimize yılan ve akrep sokması başvurularının, en çok sıcaklığın yükselmeye başladığı Mayıs 54 akrep, 1 yılan ve Haziran 72 akrep, 4 yılan aylarında olduğunu görüyoruz. Önümüzde daha yaz aylarının en sıcak ayları olan Temmuz ve Ağustos aylarının olduğunu göz önünde bulundurarak vatandaşlarımızı bu konuda uyarmak istiyoruz. Vatandaşlarımız kendilerini korumak için, akrep ve yılan yuvalarından, özellikle kaya, ağaç kovuğu ya da oyuklardan uzak durulmalı, kamp, piknik ya da tarlada çalışma alanlarında dikkatli olmalıdır. Kırsalda ve tatil beldelerinde evi olanlar, akrep ile yılanların girmemesi için kapı ve pencerelerini kapalı tutmalıdır. Arazi yürüyüşlerinde kapalı ayakkabı ya da bot giyilmeli, yerde uyumamaya özen gösterilmelidir. Akrep ve yılan sokması sonrası ortaya çıkan reaksiyon kişiden kişiye ve canlının türlerine göre değişiklik gösterebileceği gibi zehirli yılan ve akrep sokmaları özellikle çocuklar ve 65 yaş üstü yaşlılar için öldürücü etkiye sahip olabilir” şeklinde Kaybetmeden En Yakın Sağlık Kuruluşuna BaşvurulmalıdırAkrep ve yılan sokmalarında vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Akrep sokmalarında; kuvvetli bir lokal reaksiyon oluşabilir. Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, adale krampları, titreme ve karıncalanma, huzursuzluk ve havale gözlenebilir. Böyle bir durumda akrebin sokmuş olduğu vücut bölgesi hareket ettirilmemeye çalışılır ve yatar bir pozisyonda tutulur. Sonrasında hemen yaralı bölgeye soğuk uygulama uygulanır ve kişinin kan dolaşımının engellenmemesi sağlanarak yaralı bölgeye bandaj sarılır, kesinlikle yaranın üzerinde herhangi bir müdahale uygulanmaz. Yılan sokmaları ise lokal ve genel belirtiler verir Bölgede morluk, iltihaplanma 1–2 hafta sürer, kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritim bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Yılan sokmalarında; hasta sakinleştirilip, dinlenmesi sağlanır. Bölge su ile yıkanır, yaraya yakın bölgede baskı yapabilecek eşyalar yüzük, bilezik vb. hemen çıkartılır. Eğer yılan kişinin baş ya da boyun bölgesini sokmuş ise hemen yaranın çevresine baskı uygulaması, kol ve bacaklarda ise yara üstünden dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulaması turnike uygulanmaz ve soğuk uygulama yapılır. Yara üzerine herhangi bir girişimde bulunulmaz yara emilmez ve yaşamsal bulguları takip edilerek acil yardım istenilir. Hastanın gözetim altında tutulup duruma göre müdahale edilmesi gerekmektedir. Akrep ve yılan sokmalarında kişi sakin olmalı, mümkünse sokan canlının fotoğrafı çekilerek, hekim ile paylaşılmalıdır" dedi. Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 1 Misafir - 1 Masaüstü 5 sn 9Cevap 0Favori 633Tıklama Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 13 yıl Cevaplayan Üyeler 9 Konu Sahibinin Yazdıkları 1 Ortalama Mesaj Aralığı 7 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 9 Konuya En Çok Yazanlar MhmT 106 GTI 1 mesaj Tango-1 1 mesaj Profesyonel Okur 1 mesaj Zyx 1 mesaj Rumpelstilzchen 1 mesaj Konuya Özel yılan, sokarmı veya ısırmı onu bilmek gerekir. yılan, ön iki dişi ile ısırır [dişler] dişlerinden zehir akıtır. önce yılanı tanımak gerikir, her yılanın zehri farklıdır. burada bildiginiz yılanların, zehirli olup olmadıgını, yapılaçak müdahaleri yazarsanız severim. arı sokar ve bir arının sokmasından bir şey olmaz. ignesini soktuğu yerden çıkarmak gerekir. fare ısırır [dişler] hayvan hastalıgı ve kuduz olma olasıgına karşı aşı olmakta fayda var. akrep sokar ve zehirlidir. bu nasıl bir konu? seni yılanda arıda sokmaz korkar kaçar rahat ol Amonyak Amonyakk valla ben böyle arı,yılan,örümcek,değişik böcekler falan hiç sevmem quoteOrijinalden alıntı akmar-007 yılan, sokarmı veya ısırmı onu bilmek gerekir. yılan, ön iki dişi ile ısırır [dişler] dişlerinden zehir akıtır. önce yılanı tanımak gerikir, her yılanın zehri farklıdır. burada bildiginiz yılanların, zehirli olup olmadıgını, yapılaçak müdahaleri yazarsanız severim. arı sokar ve bir arının sokmasından bir şey olmaz. ignesini soktuğu yerden çıkarmak gerekir. tamam quoteOrijinalden alıntı akmar-007 yılan, sokarmı veya ısırmı onu bilmek gerekir. yılan, ön iki dişi ile ısırır [dişler] dişlerinden zehir akıtır. önce yılanı tanımak gerikir, her yılanın zehri farklıdır. burada bildiginiz yılanların, zehirli olup olmadıgını, yapılaçak müdahaleri yazarsanız severim. arı sokar ve bir arının sokmasından bir şey olmaz. ignesini soktuğu yerden çıkarmak gerekir. quoteAdıyaman'da son bir ay içerisinde 3 kişinin arı sokmasından dolayı hayatını kaybettiği ortaya çıktı. quoteArı Sokmasından Şehit Olan Asker Karaman'da Defnedildi quoteBARTIN’da 52 yaşındaki Basri Çelikkaya, arıların sokması sonucu yaşamını kaybetti. quoteOrijinalden alıntı Zyx quoteOrijinalden alıntı akmar-007 yılan, sokarmı veya ısırmı onu bilmek gerekir. yılan, ön iki dişi ile ısırır [dişler] dişlerinden zehir akıtır. önce yılanı tanımak gerikir, her yılanın zehri farklıdır. burada bildiginiz yılanların, zehirli olup olmadıgını, yapılaçak müdahaleri yazarsanız severim. arı sokar ve bir arının sokmasından bir şey olmaz. ignesini soktuğu yerden çıkarmak gerekir. quoteAdıyaman'da son bir ay içerisinde 3 kişinin arı sokmasından dolayı hayatını kaybettiği ortaya çıktı. quoteArı Sokmasından Şehit Olan Asker Karaman'da Defnedildi quoteBARTIN’da 52 yaşındaki Basri Çelikkaya, arıların sokması sonucu yaşamını kaybetti. Biz buna akmara kapak diyoruz. Kardeş sen burda soru mu soruyorsun yoksa bilgilendirme mi yapıyorsun anlamadım Eğer arı dilinden sokarsa dil şişer soluk borusunu tıkar veya; Arı zehrine karşı alerjin olursa 20 dakikada komaya girersin; O zaman tünelin ucundaki ışıktan bize kartpostal atarsın anlaştık mı ??? Sayfaya Git Sayfa YILAN SOKMALARI ÇINGIRAKLI YILAN SOKMALARI Dr. Cemil KAVALCI Birleşik Devletlerde yaklaşık 115 yılan türünden 19 tanesinin zehiri vardır .Her yıl yaklaşık 45000 yılan sokması oluyor, 8000 tanesini zehirli yılan sokma sıcak yaz aylarında yılan ve kişi aktifken olur. Eskiden zehirli yılan sokmalannın mortalitesi %25 ti, günümüzde antivenom olması ve ileri acil bakımdan dolayı mortalite oranı % altına inmiştir. Yılda yaklaşık 5-10 ölüm olur. Hendek yılanı veya mercan yılanını içeren Kuzey Amerika Zehirli yılan sokması önemlidir. Yabancı türlerden kaynaklanan önemli yılan sokması nadirdir,ama hayvanat bahçesi personelinde görülebilir. Bölgesel zehirlenme merkezinden antivenom,yılanın tanınması ve toksisite bigileri alınabilir. Engerek yılanı hendek yılanı olarakta adlandırılır ,orta hatta göz ve burun seviyesinin altında yerleşmiş çukur vardır. Çukur kan ısisına karşı sıcaklık reseptörü olarak yol göstericidir. Engerek yılanının ağzında 2 dişi vardır, mercan yılanının kısa, sabit ve dik dişleri vardır. Patofizyoloji Hendek yılanı venomu komplex enzim karışımıdır. Lokal doku zedelenmesi, sistemik vasküler hasar, hemoliz, fibrinoliz ve nöromuskuler disfonksiyon yapar. Lokal ve sistemik etkilerin kombinasyonuyla sonuçlanır. Hendek yılanı venomu hızlıca kan damarlarının permeabilitesini değiştirerek plazma ve kanın çevreleyen dokuya sızmasına ve hipovolemiye yol açar. Fibrinojen ve trombositleri tüketir ve koagülopati oluşturur. Bazı türler nöromuskuler iletiyi bozarak ptozis, solunum yetmezliği ve diğer nörolojik etkileri oluşturur. Klinik Hendek yılanı sokmalarının %25'i kurudur, venom etkileri gelişmez. Zehirlenme belirtilerinin görülmesi için venom ve kişinin komplex etkileşimi gerekir. Yılanın türüne ve büyüklüğüne kişinin yaşına ve büyüklüğüne, sokmadan sonra geçen zamana, sokmanın karakteristiklerine yeri, sayısı, derinliği bağlı olarak klinik değişir. Hendek yılanı sokması lokal ve sistemik hasarın derecesine bağlı olarak genellikle hafif orta ve şiddetli olarak sınıflanır. Çukur Yılanı Zehirlenmesinin Derecelendirilmesi. Hafif Zehirlenme Isırma alanında sınırlı şişlik, kızarıklık ve ekimoz Sistemik bulgular ve semptomlar yoktur veya azdır Koagülasyon parametreleri normaldir. Diğer önemli normaldir. Orta Zehirlenme Şişlik, kızarıklık ve ekimoz sokulan extremitenin büyük kısmını içerir Sistemik semptom ve bulgular vardır. Ancak hayatı tehdit etmezler. Bunlar Bulantı, kusma, ağızda uyuşma veya olağandışı tat, hafif hipotansiyon SB>80mmHg, hafif taşikardi ve taşipneyi içerir. Koagülasyon parametreleri anormaldir. Klinik olarak önemli olmayan kanama vardır. Diğer lab. testlerinde şiddetli bozukluk yoktur. Şiddetli Zehirlenme Şişlik,ekimoz giriş extremitesini içerir ve hızla ilerler. Sistemik semptom ve bulgular belirgindir. Şiddetli mental durum değişmesi,bulantı ve kusma, hipotansiyon SB<8OmmHg, şiddetli taşikardi, taşipne ve diğer solunum bozuklukları görülür. Koagülasyon parametreleri anormaldir. Ciddi kanamalar görülür. Protrombin zamanı ölçülemez, PTT ölçülemez, tombositler<20000, fibrinojen ölçülemez. Diğer lab. değerlerinde şiddetli anormallik vardır. Hendek yılanı sokmasının ana görünümü Bir veya daha çok diş izi görülmesi, lokalize ağri ve Sokma yerinden yayılan ilerleyici ödemdir. Diğer erken semptom ve bulgular; bulantı, kusma, güçsüzlük, ağızda uyuşrna, taşikardi, baş dönmesi, hematüri, hematemez, trombositopeni ve fasikülasyonlardır. Şişlik genellikle 15-30 dk. sonra ortaya çıkar. Şiddetli vakalarda şişlik ilerler. Şiddeti daha az zehirlenmelerde ödem 1-2 günlük peryotta gelişir. Ödem havayoluna yakınsa veya kasları tutmuşsa hayati tehdit edebilir veya sistemik etkilere yol açabilir. ilerleyen ekimoz subkutan dokuya kanın sızmasına bağlıdır. Ekimoz sokma bölgesinde dk'lar veya saatler içinde gelişir. Hemokonsantrasyon subkutan dokuya suyun kaybındandır. Takiben Hb azalır, kan kaybına bağlı koagülopati gelişir. Tanı Tanıda diş izlerinin görülmesi ve hikaye temeldir. Klinikte zedelenme 3 yolda olabilir 1Lokal zedelenme ödem, ağrı, ekimoz 2Koagülopati trombositopeni, artmiş protrombin zamanı, hipofibrinojenemi 3Sistemik etkiler Ağızda ödem veya parastezi, ağızda metalik veya kauçuk tadı, hipotansiyon, taşikardi Tedavi İlk Yardım ilk yardım tedbirleri kesin tıbbi bakımı ve antivenom verilmesini geciktirmemelidir. Hendek yılanı sokması olan tüm hastalar uygun sağlık bakımı almalıdır. Tavsiye edilen ilk yardım tedbirleri şunlardır; Hareket venom emilimini artırdığı için hasta sakin kalmalıdır. Extremite nötral pozisyonda, kalp seviyesinin altında sabit tutulmalıdır. Fiziksel aktivite kısıtlanmalıdır. Sokulan kişi çabucak tıbbi bakımın yapılacağı yere götürülmelidir. Bazı ilk yardım ürünleri satılmaktadır. Sawyer Extractör Emme pompası kullanılır. Insizyon olmaksızın zehri uzaklaştırır. Diğer faydasız ve tehlikeli teknikler elektrik şoku ve buz uygulanmasıdır. Sokma alanına tek basma elektrik soka uygulanması kullanılmamalıdır. Buzlu su uygulanması yaralanmayı kötüleştirir. Turnike kontrendikedir. Çünkü arteryel akımı tıkar ve iskemiye yol açar. Konstriktör bandlar bazen faydalı olabilir. Özellikle erken tıbbi bakım sağlanamıyorsa faydahdır. Konstriktör band venomun emilimini geciktirir, doku. zedelenmesini artırır ama sistemik etkilerin şiddetim azaltır. ACİL YÖNETİMİ Hastane öncesi fazda personel extremiteyi hareketsiz tutmalı, diğer extremiteden yol açılmalı, oksijen verilmeli, sokulan kişi tıbbi bakımın yapılacağı yere taşınmalıdır. Yılan sokmasının başlangıç yönetimi ileri yaşam desteğini içerir. Hasta hipotansifse izotonik verilmelidir. Diğer destekleyici tedbirler extremite inmobilizasyonu ve venom absorpsiyonunun azaltılmasını içerir. Zehirli yılan sokmasında tedavide esas Antivenin semptom ve bulguları olan tüm hendek yılanı sokmalarında acilen antivenom verilmelidir. Ancak at serumundan elde edilen Antivenin infüzyonu sırasında allerjik reaksiyon gelişebilir. Antivenin verilmeden önce deri testi yapılmalıdır. Ancak antivenom verilirken yarar/zarar oranı hesaplanmalıdır. Antivenom. 15-45dk içinde solüsyon içinde verilir. Hendek yılanı sokmalarında başlangıçta en azından 10 vial antivenom verilir. Hızlı ilerleyen veya hemodinamik olarak stabil olmayan vakalarda başlangıçta 20 vial antivenom verilmesi tavsiye edilir. Agresif destek bakım yapılır. Su yılanı zehirlenmesinde genellikle daha az antivenom dozları gerektirir. Antivenomun im. enjeksiyonu tavsiye edilmez. Antivenom 250-500ml kristaloid içinde dilüe edilip yavaş infüze edilmelidir. İnfüzyon l saat içinde tamamlanır. İnfüzyon hekim denetiminde yapılmalıdır. Akut allerjik reaksiyon görülürse infüzyon kesilir, hemen antihistaminikler verilir. Epinefrin reaksiyonun şiddetine bağlı olarak kullanılabilir. Antivenom tedavisinde son nokta ilerlemenin durması veya klinik bulguların düzelmesidir. 10-20 viallik bir infüzyon sıklıkla yeterlidir. Extremitenin çevresi ısırılmanın altından ve üstünden ölçülür. 30-60 dk'da bir ölçüm yapılır. Ödem ilerlerse antivenom verilir. Lab. tetkikleri 4 saatte bir veya antivenom verilmesinden sonra tekrarlanır. Ek antivenom tedavisi hastanın durumu kötüleştiğinde yapılr. Destek tedavide hipotansiyon için izotoniği takiben vazopressör ajanlar kullanılır. Antivenom koagülopati tedavisinde iyidir ama aktif kanama varsa kan komponentleri gerekebilir. Yılan sokmasında diğer bir komplikasyon kompartman sendromudur. Şiddetli ağrı vardır. Ağrı narkotik analjeziklere dirençlidir. Fasciotomi faydalıdır. Yara sahası temizlenmeli ve tetanoz profilaksisi yapılmalıdır. Hastalar ödem çözülünce, koagülopati düzelince ve hasta geziyorsa taburcu edilir. Hasta en azından 8 saat gözlem altında tutulmalıdır. Şiddetli veya hayatı tehdit eden sokması olan hastalar ve antivenom alan hastalar yoğun bakıma alınmalıdır. Hafif ve orta şiddette zehirlenmesi olan vakalar uygun koğuşlara alınır ve bunlara antivenom verilmesi gerekmez. Hastada kuru sokma varsa en az 8 saat gözlenip gönderilir. Ağrı, ödem ve kanama olursa geri gelmelidir. MERCAN YILANI ISIRIKLARI Yılda 20-25 vaka görülür. Tüm mercan yılanlarının parlak siyah, kırmızı veya sarı renkli halkaları vardır. Siyah renk halkası olan yılanlar zehirsizdir. Mercan yılanı zehiri nörotoksik komponentlerden oluşur. Mercan yılanı ısırması öncelikle nörolojik etkiler oluşturur. Tremor, salivasyon, disartri, diplopi, bulbar paralizi, ptozis, fix ve kontrakte pupiller, disfaji, dispne ve nöbet görülür. Solunum kaslarının paralizisi ölüme yol açar. Hasta 24-48 saat hastanede gözlenmelidir. Mercan yılanı venomunun etkileri ısırmadan sonra saatler içinde gelişir. Sokulan kişiye 3 vial antivenom verilmesi önerilir. Solunum yetmezliği varsa yoğun bakım gerekebilir. AVUSTRALYA MERCAN YILANLARI Avustralyada her yıl 3000 kişiyi yılan ısırır, bunların 200'üne antivenom verilir. Avustralya yılan ısırıklarına bağlı ölümlerin yarısından kahverengi yılan sorumludur. Avustralya zehirli yılanları Elapidea ailesinin üyesidir, kobra üyelerden biridir. Avutralya yılanı venomu birkaç önemli komponentten oluşur. Nörotoksin; nöromuskuler bileşkeye etki eder ve paralizi yapar. Semptomlar ısırmadan 2-4 saat sonra ortaya çıkar. Ptozis, diplopi, disartri, fasial izlerin kaybı,hava yolu kontrolünün kaybı, şiddetli vakalarda solunum paralizisi görülebilir. Myolizin rabdomyolize neden olur. Kas ağnsı, güçsüzlük, myoglobinüri, renal yetmezlik ve hiperkalemi yapar. Prokoagülan toksin; koagülopati yapar. İntrakraniel kanama beklenen komplıkasyondur. Renal yetmezlik gelişebilir. Lokal doku yıkımı yaygın değildir. Hafif ve orta ekimoz ve şişlik görülür. Kahverengi yılan sokması hızla kollaps ve ölüme yol açar. KLİNİK; Bulantı, kusma, baş ağrısı, diplopi, disfoni, ilerleyici kas güçsüzlüğü, boyun sertliği, bayılma görülür. İlk Yardım Amaç antivenom verilene kadar zehrin emiliminin geciktirilmesidir. Basınç uygulanması ve inmobilizasyon metodu kullanılır. Isırılan extremiteye hemen elastik bandaj sarılır. Extremite atellenir ve hareketsiz tutulur. Tumike kontrendikedir. Yönetim Anlamlı yılan sokması hikayesi olduğunda ilk yardıma ve araştırmaya başlanmalıdır. Basınçlı bandaj antivenom verilene kadar uygulanabilir. Yılan zehri arştırma kiti ile idrarda ve ısırma yerinde venom aranır. Test pozitifse antivenom ve- rilir. Sistemik bulgular varsa antivenom verilir. Klinik ve lab. bulguları yoksa elastik bandaj uygulanır ve hasta 12 saat gözlenir. Hamilelikte antivenom verilmesi kontrendike değildir. Antivenom verilmeden önce rutin olarak deri testi yapılması önerilmemektedir. Avustralya antivenom tedavisinin komplikasyonu olarak nadiren anafilaksi gelişebilir. Premedikasyonda 1/1000'lik epinefrin adultlarda çocuklarda ml uygulanır. Bazı otörler antihistaminikleri tavsiye eder. Kortikosteroidler serum hastalığını önlemede ve premedikasyonda kullanılabilir. Antivenom büyük dozlarda verildiyse serum hastalığı insidansmı azaltmak için prednizolon 5 gün süreyle kullanılır. AKREP ISIRIKLARI Güney Amerika’da birkaç akrep türü bulunur. Tümü genellikle gece sokması şeklindedir. Lokalize ağrıyı takiben Hymenoptera bulgusu görülür. Kuzey Amerika akrep serumu sitotoksite ve inflamasyonu önler. Yalnizca Cetruroides exilicauda veya kabuk akrep'i tüm Arizona, New Mexico, Texas ve California'nın bazı kısımlarında bulunur. Sahip olduğu venom sistemik toksisite sebebidir. Centruroides exilicauda venomu nöronlardaki Na kanallarım açar ve axonlarm aşın uyarılmasiyla motor, duysal ve otonomik liflerde anormal aktiviteye yol açar. Sistemik semptomlar akrep ısırmasınl takiben belirir ve değişkendir. Extremitede ağrı ve parestezinin hızla ortaya çıkması sık görülür ve jeneralize bir hal alır. Şiddetli vakalarda kraniel sinir, somatik-motor disfonksiyon gelişebilir. Anormal gezici göz hareketleri, bulanık görme, faringeal kaslarda koordinasyon bozukluğu ve solunum uyumsuzluğu görülür. Aşırı motor aktivite extremitelerde kontrolsüz ani hareketlere veya hareketsizliğe yol açar, nöbet benzeri aktivite olabilir. Semptomlar genelde 24-48 saat devam eder. Kardiak disfonksiyon, pulmoner ödem, pankreatit, kanama bozukluğu, deri nekrozu ve bazen ölüm Asya ve Afrika akrep sokmasında görülebilir. Ancak Amerika akrep sokmasında bunlar bildirilmemiştir. Akrep sokmasının tanısı kliniktir. Bulgular başlangıçta belirsiz olabilir. Özellikle çocuklar lokal ağrı ile gelebilir. Sendrom ilerlediğinde, şiddetli vakalarda otonomik ve motor bulgular tanının konmasını kolaylaştırır. Destek tedavi yapılır. Analjezik ve sedatifler kullanılır. Centruroideus için antivenom vardir. keçi sütünden üretilmiştir. Centruroideus antivenomu verilmesini takiben erken ve geç allerjik reaksiyon ve serum hastalığı gelişebileceği için yalnızca şiddetli vakalarda verilmelidir. Semptomlarm gerilemesi için 1-2 vial yeterlidir. Antivenom verilmeden önce deri testi yapılmalıdır.

yilan ve akrep resimli muska